Sık Kullanılan Terimler

AKUT STRES BOZUKLUĞU:Ağır bir fiziksel yada ruhsal örselenmeye karşı gelişen geçici bir bozukluk. Halk arasında ” çılgınlık geçirme” diye bilinen durum.

ANKSİYETE: Tehlike veya talihsizlik korkusunun yada beklentisinin oluşturduğu bunaltı veya tedirginlik, mantıkdışı korku.

ANTİSOSYAL DAVRANIŞ: Geleneklere, toplumda kabul gören standartlara ve ahlaki ilkere ters düşen davranışlar. Başkalarının kişiliğine yada malına kayıtsızlık, suç davranışları,  Örnek: sahtekarlık veya istismar.

ANTİDEPRESAN: Genellikle depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların ortak adı.

AİLE TERAPİSİ: Ailenin tek bir üyesi yerine tüm üyelerini ele alan ve terapiye tabi tutan çok çeşitli terapi türlerinin ortak adı.

ALZHEİMER: Zihinsel faaliyette kötüleşme, beyin hücrelerinde bozulma, ağır hafıza kaybı, kafa karışıklığı, davranış bozuklukları ve kişilik değişimleri ile belirginleşen genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan kronik, ilerlemeli,geri dönüşümsüz bir organik hastalık.

BİPOLAR BOZUKLUK: (Çift kutuplu rahatsızlık/ Manik depressif bozukluk): Aynı insanda birbirine karşıt iki aşırı ruh halinin dönüşümlü olarak prtaya çıkmasıyla tanımlanan ağır bir duygusal rahatsızlık. Örneğin ; Bir zaman aşırı hareketli ve coşkulu, bir zaman aşırı durgun.

BULİMİA NEVROZA: Önce kontrolsüz bir şekilde ve miktarda yeme, daha sonra boğazına parmak sokmak yada çeşitli ilaçlar kullanmak suretiyle kusarak yediklerini çıkartmak, aşırı egzersiz, aşırı diyet vb. yöntemlerle yediklerini vücudundan dışarı atmak veya yakma çabalarıyla tanımlanan kronik bir yeme bozukluğu.

BİLİŞSEL: Algı, akıl yürütme, sezgi ve bellek de dahil olmak üzere düşünme ve bilgi kazanma süreçleriyle ilgili.

BİLİŞSEL-DAVRANIŞSAL TERAPİ: Esas itibariyle davranış değiştirme ilkelerine dayanan, ancak buna ilave olarak davranışın doğrudan düzenlenmesive kontrolü için hayal kurma, fantazi, düşünme vb. gibi bilişsel süreçlere de yer veren bir psikoterapi türü.

BETABLOKERİ: Psikiyatride, saldırganlık, kaygı, sosyal fobi, panik durumları gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır.

BENZODİAZEPİNLER: Kaygı, depresyon, gerilim gibi semptomların tedavisinde kullanılan ilaçların ortak adı.

DEMANS -BUNAMA: Birden fazla zihinsel faaliyet alanında ortaya çıkan, derin, ilerlemeli, bazen: kişilik, duygu ve davranış değişimlerinide içeren ve kişinin normal yaşayışını etkileyenorganik ve zihinsel işlev kaybı.

DEPRESYON: Karamsarlık, kendine güvensizlik, çaresizlik, değersizlik duygusu, önemsiz nedenlerden ötürü suçluluk duyma ve kendini suçlama, sosyal yaşamdan çekilme, iştahsızlık ve aşırı yeme, uykusuzluk veya aşırı uyku, fiziksel hareketlerde yavaşlama, yoğunlaşamama,unutkanlık, kararsızlık, neşesizlik,halsizlik, baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler , normalde hoşlandığı etkinliklere veya yaşama karşı genel ilgisizlik, zevk alamama, aşırı durumlarda ölüm ve intihar düşünceleri ile tanımlanan ve belirlenebilir bir olaya bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal bir çökkünlük.

DOPAMİN:Merkezi sinir sisteminde hareket kontrolü, algı, duygu, motivasyon ve haz duygusugibi çeşitli süreçlerde rol aldığı sanılanbir nörotransmitter.

DUYGUDURUM BOZUKLUĞU: Fiziksel veya zihinsel başka bir rahatsızlıktan kaynaklanmayan, abartılı duygusal tepkilerle ve kişinin çevresindeki değişikliklerle ilgisi olmayan, yoğun coşkudan derin depresyona dek değişen ruh hali salınımlarıyla tanımlanan rahatsızlıklar.

HEZEYAN: Belli bir çağ ve toplum içinde gerçeğe uymayan, mantıklı tartışma ile değiştirilemeyen düşünce.

HİPERAKTİVİTE:
Sürekli, aşırı hareketle tanımlanan düzensiz, aşırı hareketlilik.

KAYGI BOZUKLUĞU:
Belirlenebilir bir olayla, nesneyle, vb. orantılı olmayan tedirginlik, kaygı, korku vb. gibi olumsuz duygularla tanımlanan ve kişinin sosyal ve iş hayatında bozulmalara yol açan bir ruhsal rahatsızlık.

MAJÖR DEPRESSİF BOZUKLUK: Dışarıdan tetikleyici bir olay olmaksızın, kalıcı bir üzüntü veya etkinliklere, toplumsal yaşama yönelik ilgi kaybı, belirgin iştah ve kilo değişikliği, yorgunluk, güçsüzlük, değersizlik duyguları, yoğunlaşmama ve düşünme yetisinin azalması, kararsızlık, ölüm veya intihar düşüncelerine kapılmagibi belirtilerle tanımlanan bozukluk.

MANİ: Abartılı heyecan, abartılı iyimserlik, abartılı bir mutluluk duygusu,
önemlilik duyguları, fiziksel aşırı etkinlik, dürtüsellik, savurganlık, yoğunlaşamama, dikkatsizlik, konuşma baskısı (uzun uzadıya, kontrolsüz, yüksek sesle, hızlı ve kesilmesi zor veya imkansız konuşma)düşünce uçuşu vb. belirtilerle tanımlanan duygusal rahatsızlık.

MANİK: Mani evresini yaşayan kişi.

MELANKOLİ: Hüzün duyguları, ilgi ve inisiyatif kaybı, haz alamama, öz saygının azalması, öz suçlamalara ve pişmanlıklara gark olma gibi belirtilerle kendini gösteren depresyon durumu.

MENTAL: Zihinsel

NEVROZ:Organik veya nörolojik kökenli olmayan, gerçeklikle ilişkinin, bir miktar çarpıtmaya uğrasa da henüz kaybolmadığı ruhsal kökenli rahatsızlıkların ortak adı.

NEVROTİK. Nevrozla, bu hastalığı olan kişiyle veya bu özellikleri sergileyen davranışlarla, vb. ilgili.

NÖROTRANSMİTTER: Sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kimyasal yapılar.

PANİK ATAK: Sıklıkla aniden ortaya çıkan ve şiddetli tedirginlik, korku, dehşet, çaresizlik, kapana kısılmış olma  duygularla, ölüm ve çıldırma korkularıyla ve nefes darlığı, boğulma hissi, çarpıntı, titreme, göğüs ağrısı, baygınlık, geçici felç vb. gibi belirtilerle tanımlanan bir kaygı dönemi.

PANİK RAHATSIZLIĞI.
Beklenmedik bir şekilde veya belli durumlarda (görünürde gerçek bir tehlike içermeyen, ancak kişi tarafından tehlike olarak algılanan durumlarda) tekrarlanan panik ataklarla ve buna bağlı davranış değişimler.

PARANOYA . Son derece sistemli, inatçı, kalıcı kuruntular, kuruntulu kıskançlık, kuşkuculuk, güvensizlik, kavgacılık, vb. özelliklerle tanımlanan ve net, tutarlı düşünme eşliğinde gelişen psikotik bir rahatsızlık.

PLACEBO: Araştırmalarda gerçek ilacın yerine verilen, kimyasal açıdan etkisiz, tıbbi ve farmakolojik etkisi bulunmayan “şeker hapı” gibi madde.

PLACEBO ETKİSİ: Hastanın, farmakolojik veya tıbbi değeri bulunmayan bir placeboya veya tekniğe olumlu bir tepki vermesi.

POST TRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU: Saldırı, tecavüz, bombardıman, sel, deprem, esir kampı, işkence, aile içi şiddet, kaza, kafa travması vb. gibi aşırı stres yükleyici, travmatik bir olayın yol açtığı bir bozukluk.

PSİKOAKTİF. Bilinç düzeyini, ruh halini, zihinsel ve algısal süreçleri veya davranışları etkileyen ilaçların ortak adı.

PSİKOPATİ: Ahlaki değerlere, suçluluk ve merhamet duygularının olmadığı ve kolayca saldırgan, antisosyal davranışların sergilendiği ağır ruh hali.

PSİKOSOMATİK: Ruhsal ve bedensel etkenlerin etkileşimi yada hem ruhsal hem de bedensel (organik) etkenlerden kaynaklanan hastalık.

PSİKOZ. Gerçeklikle ilişkinin tamamen kaybolması, normal sosyal işleyişin bozulması ve aşırı kişilik değişimleriyle tanımlanan organik veya işlevsel kaynaklı ağır bir ruh hastalığı.

OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK:
Bunaltı yaratacak ve kişinin normal yetisini, çalışma düzenini, sosyal etkinliklerini veya ilişkilerini bozacak şiddette tekrarlanan saplantılar ( irade dışı gelen, bireyi tedirgin eden, bilinçli çaba ile kovulamayan, inatçı biçimde yineleyen düşüncelerdir) ve zorlantılarla (çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, irade dışı yinelenen hareketlerdir) tanımlanır.

OBSESİF-KOMPÜLSİF KİŞİLİK: Aşırı düzenlilik, kusursuzculuk, katılık, uzlaşmazlık, aşırı özdenetim ve sorumluluk duygusu gibi özelliklerle tanımlanan inatçı bir kişilik yapısı.

OTİZM: Tipik olarak yaşamın ilk üç ayında ortaya çıkan ve osyal anlamda çevreye tepkisizlikle, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleriyle, içe kapanmayla, gerçeklikten uzaklaşmayla, aşırı nesne bağımlılığıyla, monoton, tekrarlamalı hareketlerle tanımlanan, gelişimsel, nörolojik bir hastalık.

ŞİZOFRENİ: Kişiliğin parçalanması, dış dünyayla olan bağların kopması, gerçeklik duygusunun kaybolması ve içe yönelik (otistik) düşünce yapısının yerleşmesiyle kendini belli eden bir psikoz.

UNİPOLAR DEPRESYON: (Tek kutuplu depresyon): Kişinin, sadece tekrarlayan depresif belirtiler sergilediği, ancak manik hal yaşamadığı bir tür depresyon.