SORUMLULUK

Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi

Kendini olup bitenden sorumlu tutmaz.

 

 Sorumluluk, bireyin yapması gerekenlerin farkında olması, yeteneklerini ve zamanını en iyi şekilde kullanarak yerine getirmesi, kendi eylemlerinin bireysel sonuçlarına sahip çıkması ve başkalarının haklarını çiğnemeden kendi ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Doğuştan getirilen değil öğrenilen davranışlardan oluşur. Büyüme ve olgunlaşma da aslında yavaş yavaş sorumluluğu öğrenmektir.

İnsanların sosyal çevresi ailesiyle sınırlı değildir. Genç insanlar için çok önemli bir arkadaş çevresi vardır ve ergenlik döneminde aileden daha önemli bir değer sistemi oluşturur. TV, gazete, dergi ve internet aracılığıyla tüm dünya kültürü genç insanın sosyal çevresi olmuştur. Toplumsal çevre değişik alt kültürleriyle herkesi bu arada daha çok da gençleri etkilemektedir. Yemek kültüründe fast-food, içecek kültüründe cola türleri, giysilerde markalar, düşüncelerde bencil bir lüks özlemi ve dilde özel jargon bu kültürün yansımalarıdır. Marka düşkünlüğü ile moda ilgileri uyarmakla, araba tutkunluğu ile iyi yaşamayı harcanan para ile ölçen yeni sosyal değerler bunların ruhsal ve sosyal doyum sağlayacak ölçüde elde edilememesi şiddet davranışları için alt yapı oluşturmaktadır.

Bununla birlikte bu değişen toplumsal değerler yeni kuşakta hiçbir değer yargısına sahip olmamaya; hiçbir kurum, kişi yada kavrama karşı sorumluluk duymamaya; ne istediğini ne istemediğini, neden isteyip istemediğini bilmemeye; dürtüleriyle yaşayıp bunları kontrol etmeyi küçümsemeye; sahip olduğu şeylerin değerini bilmemeye ve umursamamaya yol açabilmektedir. Böyle bir durumda da kendine karşı, yakınlarına karşı, topluma ve dünyaya karşı hiçbir sorumluluk duymamak tersine onları kendine karşı sorumlu saymak sorumsuzluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

ÖZELLİKLER:

* Sorumlu çocuklar bağımsız davranır, kendi kaynaklarını kullanır, davranışlarının etkilerini dikkate alırlar

* Karar alırken seçenekleri düşünür ve geleceği yordayabilirler.

* Kendilerine güvenir, kendi kararlarını verebilir ve bağımsız hareket edebilirler. · Yaptığı bir davranışın sonunda kendini nasıl hissedeceğini tahmin edebilirler.

* Bir iş üzerinde yoğunlaşabilirler, kendi başına yapabileceği işleri yardım almaksızın yapabilirler.

* Rekabeti olgunca karşıladıkları gibi işbirliğine de yatkındırlar, kendi paylarına düşen görevlerin sorumluluğunu yerine getirirler.

* Kendilerinin ve başkalarının sınırlarından haberdardırlar.

* Özeleştiri yapar, hatayı başkalarından önce kendilerinde ararlar.

*Etkili plan yapar, zamanı iyi kullanır, bugünün işini yarına bırakmazlar

 

ÖNERİLER:

* Sorumlu olma yolunda atılacak ilk adım kendimizden başkasını da kendimiz gibi kabul edip onunla birlikte olmayı, onu anlamamamızı içerir. İkinci adımı, yaptıklarımızın neden sonuç ilişkisini görebilmektir. Ne yaptığımızı, neden yaptığımızı düşünmek sonuçta nereye varacağımızı düşünmeyi zorunlu kılar. Bu düşünce sorumluluğun bilişsel temelini oluşturur. Çünkü sorumluluk sanıldığı gibi birisine karşı duyulan yükümlülük değil kişinin kendi zihinsel sürecinin bir sonucudur. Üçüncü adım, kendi yaptığımız eylemin sonuçlarına katlanmayı göze almaktır. Sorumluluk alma kişinin özgüveniyle ortak bir özellik taşır, özgüveni olmayanlar risk ve sorumluluk alamaz, başarıyı yaşayamazlar.

* Sorumluluk erken çocukluk dönemlerinden başlayarak çocuğun yaşına cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle başlar. Bu görevler iki-üç yaşından başlayarak döke saça da olsa çocuğun çorbasını kendi başına içmesine fırsat vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, kendi odasında kendi yatağında yatmasına ortam hazırlamaktan daha sonra yaşıtlarına karşı olan davranışlarından sorumlu olmaya dek uzanan bir yol izler. Çocuğa ev içi işlerde fiziksel ve zihinsel gelişim düzeyi göz önünde bulundurularak sorumluluk verilmelidir. Kendisinin ev içi etkinliklerde önemli bir rolü olduğunu anlayan çocuk hem yaptığı işi sever hem de bu durum kendini iyi hissetmesini sağlar.

* Sorumluluğu öğretmek için sorumluluk vermeye istekli olmak gerekir. Çocuğunuza nutuklar çekerek sorumluluk öğretemezsiniz. Çünkü çocuk sorumluluk aldıkça, yaptıklarının olumsuz sonuçlarına katlandıkça ve olumlu sonuçlarla ödüllendikçe sorumluluğu öğrenir. Sorumsuzluğunun sonuçlarına katlanmasına örneğin, evde unuttuğu ödevinden sıfır almasına izin vermeli, ödevi siz okula yetiştirip onu kurtarmamalısınız.

* Çocukların seçim yapmalarına izin verilmelidir. Çünkü seçim yapmaya fırsat vermek karar vermede çocuğa elverişli bir ortam sunmak demektir.

* Çocuğunuzun küçük sorunları çözmesine izin verin ki ilerde büyük sorunları da çözebilsin. Biraz geride durup çocuğun kendisi için ve kendi başına birşeyler yapmasına ve hatalarından sorumlu olmasına izin verme yürekliliğini göstermelisiniz. Hata yaptığında göz yumarak hatalarından ders almasını sağlamak, sorununu çözmek yerine, sorununu çözmesine fırsat vermek, çocuğun sorumluluk duygusunu geliştirecektir.

* Çocuktan işleri sizin yaptığınız düzende yapmasını ve mükemmellik beklemeyin. Unutmayın ki siz bu düzeni oluşturuncaya kadar uzun yıllar geçti. Çocuğunda sizin düzeninize alışması ve kendine ait bir düzen kurması zaman alacaktır.

* İlköğretim çağındaki çocuklar oyun ve ders arasında zamanı paylaştırmak, okulda kendine verilen görevleri zamanında yerine getirmekle sorumludurlar. Yaşına ve cinsiyetine göre sofra hazırlığı veya araba temizliği gibi konularda onun yardımını beklemek sorumluluk konusunda çocuğu cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar. Böyle bir ortam çocuğun kendi kendisine yetmesine ve yönetmesine fırsat vereceğinden onun kendine olan güvenini de artıracaktır.

* Çocuğa aşırı yüklenilmemelidir. Genellikle sorumluluğunu yerine getiremeyen çocuklar ya yaşına uygun sorumluluklar verilmedikleri ya da başa çıkabileceklerinden fazlası kendilerinden beklendiği için böyle davranırlar.

* Sorumluluk, uyum sağlamayı öğrenmek değildir. Otoriter ve aşırı koruyucu aileler genellikle sorumluluğu iyi bir şekilde öğretemez. Otoriter ana babanın hakimiyeti o kadar yoğundur ki çocuğun bir şeylerden sorumlu olmaya fırsatı kalmaz. Çocuğun kendi başına bir şeyler yapması engellendiği gibi, kendisiyle ilgili kararlar alması da engellenir. Aşırı koruyucu ailelerde ise tüm işler zaten çocuk adına, çocuğun iyiliği için anne baba tarafından yapılır.

* Her şeyin serbest bırakıldığı aileler de sorumluluğu öğretemez. Çünkü bu ana babalar zaten öncelikle çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getirmiyorlardır. Anne babasının ev içinde düzensiz olduğunu gören bir çocuğun (televizyonun yanında boş bardaklar, mutfak masasında kirli tabaklar, toplanmamış yataklar) kendi eşyalarını toplamasının gerekliliğini anlaması çok güçtür.

* Çocuklar kendi dağınıklığını toplama konusunda anne babalarına sırtlarını dayamışlarsa bu demokratik olmayan bir durumdur. Küçük çocukların iyi iş yapamayacaklarını düşünmek yanlış olur. Bazı ev işleri konusunda çocuğa güvenmek, bu konularda kendine güvenmesini sağlar. En işe yarar ortam ana babanın lider konumda olduğu ancak ev işi vb. gibi alanlarda sorumluluğu paylaşma çabası gösteren demokratik ailelerdir. Çünkü çocuklar karar vermeyi karar vererek öğrenirler ve onlara bu konuda fırsat vermek gerekir.

* Çocuklar iyi yaptıkları bir işin takdir edilmesini beklerler. Övgü çocuğun sorumluluklarını sürdürmesini sağlayacağı gibi kendisinde, bir aşama kaydettiği hissinin ve aile içinde kabul gördüğü duygusunun oluşmasını sağlar.

* Sorumluluk alamayan çocuklar yetiştirmemizin temel nedeni, çocuklarımıza sorumluluk vermememiz olduğu unutulmamalıdır. Anne babaların her şeye karşı çocuklarını koruyarak onlara kendilerini korumalarını öğretmemeleri, güçlüklerle karşılaşacaklarını hesaba katmayarak, onların karşılaştığı her güçlüğü onların adına çözmeleri, çocukların güçlüklere karşı dayanıklı, sağlam iradeli, kendi kararını verebilen insanlar olmalarını engellemektedir.

* Çocuğa değer vermek ona güven duymakla gerçekleşir. Çocuğun kendini tehlikelerden koruyabileceğine ve sorumluluk alabileceğine güvenmeyen bir anne ne söylerse söylesin çocuğuna değerli olduğu duygusunu hissettiremeyecektir. Diğer yandan anne çocuğunun sorumluluklar alabileceğine ve belirli ölçüde onlar olmadan da bunları yapabileceğine inanıyorsa, çocuk beklenenden daha fazlasını ortaya koymaya çalışır. Çocuğa verilen sorumluluklar ona gelişme güdüsü, kendine güven ve mutluluk kazandırır.

 

ERGENLİKTE SORUMLULUK

ÖZELLİKLER:

* Ergenlik dönemiyle beraber çocuğun tüm gereksinimleri, davranışları ve ilgi alanları hızlı bir değişime uğrar. Bu nedenle anne-babalarının sorumluluk saydıkları şeylerle ilgilenmezler. Ergenler için artık yeni ve farklı sorumluluklar vardır. Mesela gidilecek konserler, partiler, geziler. Bu yüzden sorumluluk konusunda en çok sıkıntı yaşanılan dönem ergenlik dönemidir denebilir.

* Ergenlik döneminde ana babayla çatışmaya en çok yol açan konulardan biri sorumluluktur. Genellikle ergen, anne babası tarafından sorumsuz olarak algılanırken, ana babanın bu yönde beklentileri ergen tarafından bir baskı ve kişiliğine müdahale olarak algılanır.

* Ergenlik dönemine kadar genç, belli bir sorumluluk duygusu kazanamadıysa ergenlikte bu konudaki çatışmalar hem daha yoğun olur, hem de ergenin sorumluluk kazanması güçleşir. Çocuklarına ergenlik çağından önce yeterince sorumluluk vermemiş, onları aşırı koruyucu yetiştirmiş aileler birdenbire çocuktan sorumluluklarını almasını istediğinde çocuğun bunu yapabilmesi zorlaşır.

* Kimi zaman ergenlik çağındaki gençler, kendilerine çok çeşitli alanlarda ve çok fazla sorumluluk yüklendiği için sorumsuz davranırlar. Zaten içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliğinden dolayı pek çok konuda tepkisel olan ergen, bu konudaki iyi niyetli ve olumlu yaklaşımlara da direnç gösterebilir.

* Anababa yönetimi altındaki çocukluk döneminden bağımsızlık ve özgürlüğe geçiş dönemi olarak düşünülen bu dönemde ergenin kendi davranışlarından daha çok sorumlu, ana babanın ise ergen çocuğun davranışlarından daha az sorumlu olması gerekir. Ergen artık yavaş yavaş kendini yönetmeyi öğrenmelidir. Çünkü hayatında öyle bir noktaya doğru ilerlemektedir ki artık yaptıklarından (belki okul yönetimi belki polis tarafından) sadece kendisi sorumlu tutulacaktır.

ÖNERİLER:

* Ergenin sorumsuz bir davranışıyla karşılaşıldığında paniklememek ve hemen cezaya başvurmamak gerekir. Anne-babalar çocuklardaki sorumsuzluğun önemini ve derecesinin abartmaya eğilimlidir. Birçok anne-baba çocuklarının sorumsuzluklarıyla kendilerini incitmek istediklerini düşünürler. Eğer paniğe kapılır ve çocuğunuzun her sorumsuz davranışının üzerine gidilirse, yalnız çocuk değil sizde öfkelenirsiniz.

* Cezalandırmak, çocuğa ders vermek, onun istediği bir şeyi kısıtlamak, eve kapatmak gibi yaklaşımların ergeni sorumlu davranmaya yöneltmediği görülmektedir. Düzensizlik konusunda yapılan küçük hatalara büyük cezalar verilmemelidir. Ergenler kendilerine verilen cezalar sonucunda düzenli olmayı değil, cezalandırılmayı öğrenirler.

* Dağınıklık konusunda söylenmek ergenin dağınıklığını toplamasını sağlamaz, yalnızca karşımızdakinin kızmasına ve küsmesine yol açar. Aynı zamanda bir işin yapılması için ergene ana babasının sürekli hatırlatması gerekliliğini doğurur.

* Çocuğunuz dağıttıklarını toplamamışsa, saygı duyulmuyor hissine kapılarak kızabilirsiniz. Çocuğunuzun ve sizin düzeniniz her zaman birleşmek zorunda olmayabilir. Ergenlik döneminin anne babadan farklı olmayı isteme özelliğinin de etkisiyle sizin düzeninizi öğrenmeye çalışırken kendinden de bir şeyler katarak yeni bir düzen oluşturma çabası hoşgörülmelidir. Anne baba eğer kendi düzenini koruma ve kabul ettirmede çok katı davranırsa, ergen bir başkaldırı olarak gördüğü kendi düzensizliğini korumaya çalışır.

* İlk önce geri çekilerek ve ergenlik çağındaki çocuğunuzun kendi sorumluluğunu taşımasını sağlayarak işe başlayın. Bırakın, çocuk kendi sorumluluğunu üstlensin. Başlangıçta mükemmel sonuç alamasanız da korkmayın. Gerçekten de çocuğunuz sorumluluğun kendine ait olduğu mesajını alana kadar birkaç kez tökezleyecektir. Er ya da geç çocuğunuzun kendi sorumluluğunu almayı üstleneceğini ve olayları ciddiye alacağından emin olabilirsiniz.

* Kuvvetli olduğu alanlarda cesaretlendirip teşvik ederken, önceden uygulamaya konmuş bazı sorumlulukları kaldırılabilir. Zamanla ergenin bazı alanlarda gönüllü olarak sorumluluk aldığını görüp şaşırabilirsiniz.

* En çok ilgilendiği alanları sezip ve bunlar üzerinde çalışmak, kaydedilen her gelişme için daha önceden uygulamaya koyduğunuz bazı talepleri kaldırmak etkili olabilir.

* Ergenlerin okuldaki başarısızlıkları uyuşturucuya ve alkole bağımlı olmaları hamile kalmaları tüm yaşamlarını etkileyecek can yakıcı sorunlara neden olabilir. Bu tehlikelerin farkında olan ana babaların tam da bu dönemde çocuklarını özgür bırakmaları yeni bir anlam kazanmaktadır. Burada çelişkili olan en sorunlu olduğu düşünülen dönemde ana babalardan çocuklarını daha özgür bırakmalarını istemek gibi görünmektedir. Ancak ergenlik çağına kadar hiç sorun çözme becerisi geliştirmeyen gençlere ana babalık etmek daha zordur. Başarılı olmayı öğrenebilmeleri için başarısız olmalarına izin vermek öğrenecekleri hiçbir ders olmadığı halde başarısız olmalarına izin vermekten farklıdır. İkincisinde elde edecekleri tek şey başarısızlıktır. Bu nedenle ergene hangi konuda daha çok özgürlük verilmesi gerektiği hassasiyetle düşünülmedir.

* Olgunlaşmakta olan ergenin dikkatini gelecekte ki sorumluluklara çekmek yararlı olabilir. Ana baba hangi sınırlamaları getirirse getirsin unutmamalı ki bu sınırlamalar çocuğun ileri ki hayatında üstleneceği sorumlulukları taşımasına yardım amacı gütmelidir. Bunun farkına varılmaz ise ana babanın koyduğu kurallar sanki ana babanın hayatını kolaylaştırmak için varmış gibi görünür.

* Çocuk veya genci korumak onu kanatlar altında büyütmek, sorunuyla başbaşa bırakmamak, gelişimini engeller ve yarar yerine zarar verir, çünkü benlik saygısının, özgüvenin tohumları sorumluluk vererek yeşerir. Çocuğun kendisini ben değerliyim diye algılayabilmesi ve önemli olduğunu hissedebilmesi için öncelikle yakın çevresinden kabul görmesi gerekir. Böyle bir ortamın oluşturulabilmesi için de çocuğa uygulama olanağı vermek gerekir. İstediği şeyleri giyebilen, giysilerini seçebilen, dilediği resimleri yapan, yemeğini baskısız bir şekilde yiyen, hareketlerine katı sınırlar getirilmeyen, kişiliğine saygı gösterildiğini gören ve kendini özgürce ifade edebilen çocuk “ben değerliyim” diye düşünür. Çocuğun önemli ve değerli olduğunu hissetmesi onu sorumlu bir insan yapar ve yeni başarılara götürür.